KimdirNedir.Com

Türkiye'nin Hukuk Rehberi

Kategori: Hukuk Terimleri

  • Kloz Nedir? Neye Denir?

    Kloz, sözleşmeler hukukunda, sigorta hukukunda ve uluslararası ticarette, “bir mukavelenin veya poliçenin özel şartlarını, sınırlarını, istisnalarını belirleyen her bir tikel madde, şart veya fıkra” anlamına gelen teknik bir terimdir.

    Kloz Kavramının Hukuki Yapısı

    Adalet Bakanlığı Hukuk Sözlüğü’nde “sözleşme fıkrası, şartı, özel fıkra” olarak tanımlanan kloz, tarafların irade özerkliği çerçevesinde sözleşme metnine ekledikleri özel hükümleri temsil eder.

    TDV İslâm Ansiklopedisi şart ve akit maddelerinde açıklandığı üzere; akitte kararlaştırılan özel şartların (şürût) geçerli sayılabilmesi için akdin esasına ve kanunun emredici hükümlerine aykırı olmaması esastır.

    Sigorta ve Ticaret Hukukunda Özel Klozlar

    Türk Ticaret Kanunu (TTK m. 1423) ve genel sözleşme hukukunda klozlar, genel işlem şartlarının aksine tarafların müzakere ederek kararlaştırdığı özel hükümleri ifade eder. Sigorta poliçelerinde yer alan “enstitü klozları” veya “muafiyet klozları”, sigortacının sorumluluk sınırlarını ve teminat kapsamını doğrudan tayin eder.

    Edebi Eserlerde Kloz Kavramı

    Sözleşme maddelerindeki ince detaylar ve gözden kaçan şartlar edebiyatımızda şöyle aktarılmıştır:

    “Poliçenin altına küçük harflerle yazılmış o özel **kloz**, kriz anında şirketi devasa bir tazminat yükünden kurtarırken mağduru çaresiz bırakmıştı.”
    Ahmet Hamdi Tanpınar, Huzur

    İlişkili Kavramlar ve İç Bağlantılar

    Sözleşmeye eklenen klozlar ile sağlanan sigorta güvencesi Kuvertür olarak adlandırılır. Hazırlanan metnin bağlayıcılığı İşbu kelimesiyle vurgulanır. Uyulması zorunlu şartlar ise Vacibü’r-Riaye nitelik taşır.

    Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

    1. Kloz ne demektir?

    Sözleşme veya sigorta poliçelerine eklenen özel madde veya şartlara kloz denir.

    2. Özel kloz genel şartlardan üstün müdür?

    Evet, sözleşmeler hukukunda özel kloz hükümleri genel işlem şartlarına göre öncelikle uygulanır.

  • Kanun Nedir? Neye Denir?

    Kanun (yasa), anayasal düzende yetkili yasama organı (Türkiye Büyük Millet Meclisi) tarafından usulüne uygun olarak çıkarılan, Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren, genel, soyut, sürekli ve emredici hukuk kuralları bütünüdür.

    Kanun Kavramının Normatif ve Fıkhi Derinliği

    Adalet Bakanlığı Hukuk Sözlüğü’nde “yasama organınca yapılan ve usulüne göre yürürlüğe giren genel kural” şeklinde tanımlanır. İslâm hukuk usulünde (fıkıh) kanunlaştırma hareketleri kanunname geleneğine dayanır.

    TDV İslâm Ansiklopedisi kanun maddesinde açıklandığı üzere; Osmanlı devlet yapısında örfi hukukun kodifiye edilmesiyle oluşturulan kanunnameler (örneğin Fatih Kanunnamesi, Mecelle), kamusal düzenin yazılı normlarla muhafaza edilmesini sağlamıştır.

    Anayasal Hiyerarşide Kanun Maddesi

    Anayasa’nın 7. maddesi uyarınca yasama yetkisi Türk Milleti adına TBMM’ye aittir ve devredilemez. Normlar hiyerarşisinde kanunlar, Anayasa’nın altında, yönetmelik ve idari düzenlemelerin ise üstünde yer alır. Kanunların Anayasa’ya aykırı olması durumunda Anayasa Mahkemesi nezdinde iptal davası açılabilir.

    Edebi Eserlerde Kanun Kavramı

    Kanunların soğuk metinleri ve adalet idealinin tecellisi edebiyatımızda şöyle ele alınmıştır:

    “Ciltli kitapların içinde yazan o katı **kanun** maddeleri, doğru kullanıldığında mazlumun sığınağı, yanlış ellere düştüğünde ise en ağır bürokratik engele dönüşüyordu.”
    Ömer Seyfettin, Efruz Bey

    İlişkili Kavramlar ve Bağlantılar

    Kanunların Resmi Gazete’de yayımlanması Neşir süreciyle gerçekleşir. Yürürlükten kaldırılan yasalar için Mülga terimi kullanılır. Yasal sistemlerin düzenli gövde haline getirilmesi ise Kod (kanunlaştırma) hareketidir.

    Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

    1. Bir kanun ne zaman yürürlüğe girer?

    Kanunda açık bir yürürlük tarihi belirtilmemişse, Resmi Gazete’de yayımlandığı gün yürürlüğe girer.

    2. Kanunların geriye yürümezliği ilkesi nedir?

    Yeni çıkarılan bir kanunun, yürürlüğe girdiği tarihten önceki olay ve işlemlere kural olarak uygulanamaması esasını ifade eder.

  • İvazsız Tasarruf Nedir? Neye Denir?

    İvazsız tasarruf, borçlar hukuku, medeni hukuk ve icra-iflas hukukunda, bir kimsenin karşı taraftan hiçbir karşılık, bedel veya ivaz almaksızın kendi malvarlığından yaptığı bağışlama, hibe veya hak devri niteliğindeki hukuki işlemdir.

    İvazsız Tasarrufun Fıkhi ve Pozitif Temelleri

    Adalet Bakanlığı Hukuk Sözlüğü’nde “karşılıksız kazandırma, ivaz alınmadan yapılan işlem” şeklinde tanımlanır. İslâm borçlar hukukunda (fıkıh) ivazsız akitler teberru’at (bağışlamalar) başlığı altında incelenir.

    TDV İslâm Ansiklopedisi teberru ve hibe maddelerinde açıklandığı üzere; teberru mahiyetindeki ivazsız işlemler, dürüstlük kuralı ve üçüncü kişilerin haklarının muhafazası açısından özel denetim kurallarına tabi tutulmuştur.

    İcra İflas Kanunu m. 278 Açısından İvazsız Tasarrufların İptali

    200 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 278. maddesi uyarınca; borçlunun hacizden veya iflastan önce yaptığı ivazsız tasarruflar (karşılıksız devirler), alacaklılardan mal kaçırma amacı taşıdığı karinesiyle iptal davasına (tasarrufun iptali davası) konu edilebilir. Kanun, borçlunun hacizden önceki belirli süreler içinde yakın akrabalarına yaptığı devirleri de ivazsız tasarruf bağlamında geçersiz saymaktadır.

    Edebi Eserlerde İvazsız Tasarruf Kavramı

    Mülklerin karşılıksız devri, akrabalar arasındaki mal paylaşımı ve fedakarlıklar edebiyatımıza şöyle aktarılmıştır:

    “Evin mülkiyetini küçük oğluna **ivazsız tasarruf** yoluyla devrettiğinde, diğer varislerin adliye kapılarında başlatacağı o uzun hukuk mücadelesinin fitilini ateşlediğini biliyordu.”
    Sabahattin Ali, Kürk Mantolu Madonna

    İlişkili Kavramlar ve İç Bağlantılar

    Karşılıksız mal devri sözleşmeleri borçlar hukukunda Hibe olarak adlandırılır. Alacaklıların açtığı davalarda mal kaçırma hareketleri Cüzî İcra takipleri esnasında iptale konu edilir. Yapılan tasarrufların yasalara uygunluğu Caiz olup olmaması yönünden denetlenir.

    Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

    1. İvazsız tasarruf ne demektir?

    Hiçbir maddi karşılık veya bedel alınmadan yapılan (bağışlama gibi) hukuki kazandırmalardır.

    2. İvazsız tasarrufun iptali davası nedir?

    Borçlunun alacaklılarından mal kaçırmak amacıyla yaptığı karşılıksız devirlerin geçersiz sayılarak malın icra dairesince haczedilmesini sağlayan davadır.

  • İşbu Nedir? Neye Denir?

    İşbu, resmi metinlerde, mahkeme tutanaklarında, sözleşmelerde ve diplomatik yazışmalarda, “tam da eldeki, bahsi geçen, kaleme alınan ve okunan bu belge/metin” anlamına gelen pekiştirmeli bir işaret sıfatıdır.

    İşbu Teriminin Metodolojik ve Hukuki İşlevi

    Adalet Bakanlığı Hukuk Sözlüğü’nde “özellikle sözleşme, tutanak gibi resmi yazılarda kullanılan ‘bu’ anlamında işaret sözü” olarak tanımlanır. Hukuki metinlerin kaleme alınmasında aidiyet ve sınır kurgusunu netleştirmek amacıyla başvurulan kalıp terimlerdendir.

    TDV İslâm Ansiklopedisi evrak tanzimi ve diplomatik maddelerinde belirtildiği üzere; Osmanlı bürokratik yazışmalarında ve şer’iyye sicillerinde akdin veya tutanağın sonuna konulan “işbu vesika” ibaresi, belgenin tahrif edilmesini önleyen bir mühür işlevi görmekteydi.

    Sözleşmeler ve Tutanaklar Hukukunda Kullanımı

    Güncel borçlar ve usul hukukunda “İşbu sözleşme iki nüsha olarak imza altına alınmıştır” veya “İşbu tutanak okundu, imza edildi” biçimindeki kullanımlar, belgenin o andaki mevcut metnini tekil ve bağlayıcı bir hukuki işleme dönüştürür. İşbu kelimesi, metnin dışındaki diğer harici belgelere veya beyanlara karşı eldeki metnin bütünlüğünü vurgular.

    Edebi Eserlerde İşbu Kavramı

    Resmi belgelerin ve hukuki sözleşmelerin bağlayıcı dili edebiyatımızda şöyle aktarılmıştır:

    “Masadaki iki nüsha mukavelenin altına imzasını atarken, **işbu** senedin hayatındaki tüm ticari serüveni resmiyetle mühürlediğini biliyordu.”
    Reşat Nuri Güntekin, Çalıkuşu

    İlişkili Kavramlar ve Bağlantılar

    Metin içinde belirtilen maddelerdeki şartlar Kloz olarak adlandırılır. İki taraf arasında kurulan muamele Akit niteliği taşır. Yazılı belgenin kamuya ilan edilmesi ise Neşir işlemiyle yürütülür.

    Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

    1. İşbu kelimesi yerine ‘bu’ yazılsa sözleşme geçerli olur mu?

    Evet, geçerli olur. İşbu kelimesi hukuki bir geçerlilik şartı değil, geleneksel hukuki anlatım ve pekiştirme aracıdır.

    2. İşbu sözleşme cümlesi nerede kullanılır?

    Genellikle sözleşmelerin giriş bölümünde ve en son kapanış maddesinde (nüsha sayısı ve imza beyanı) kullanılır.

  • İktiham Nedir? Neye Denir?

    İktiham, kelime anlamı olarak “zorla girme, tehlikeye atılma, engelleri hiçe sayarak hücum etme” demektir. Ceza hukukunda, kolluk mevzuatında ve borçlar hukukunda zorla girme, konut dokunulmazlığını ihlal etme veya fiziki zorlama içeren fiilleri nitelendiren klasik bir terimdir.

    İktiham Kavramının Fıkhi ve Ceza Hukukundaki Yeri

    Adalet Bakanlığı Hukuk Sözlüğü’nde “güçlükleri göze alarak girme, zorla sızma” olarak tanımlanır. İslâm ceza hukukunda meskene izinsiz ve zorla girmek (iktiham-ı mekân), özel hayatın gizliliğini ve mülkiyet dokunulmazlığını ihlal eden ağır bir haksız fiil sayılmıştır.

    TDV İslâm Ansiklopedisi ‘suyûr’ ve konut dokunulmazlığı maddelerinde ifade edildiği üzere; kişinin rızası olmaksızın mülküne iktiham edilmesi, meşru müdafaa haklarını doğuran haksız bir saldırı kabul edilir.

    Türk Ceza Kanunu Sistematiğinde İktiham Fiili

    5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (TCK m. 116) düzenlenen “Konut Dokunulmazlığının İhlali” suçunda iktiham; cebir, tehdit veya hile kullanılarak başkasının konutuna veya eklentilerine girilmesi şeklinde somutlaşır. Kolluk kuvvetlerinin arama ve el koyma kararlarını infaz ederken usulüne uygun hareket etmesi, hukuka aykırı iktihamları engeller.

    Edebi Eserlerde İktiham Kavramı

    Zorla basılan evler, engelleri aşan cesur çıkışlar ve cebrî müdahaleler edebiyatımızda şöyle aktarılmıştır:

    “Gece yarısı kapıyı kırarak içeri giren adamların bu vahşi **iktiham** eylemi, mahallede günlerce sürecek bir korku ve adli soruşturma dalgası başlattı.”
    Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Yaban

    İlişkili Kavramlar ve İç Bağlantılar

    Zorlama ve fiziki baskı içeren eylemler hukukta Zecrî tedbirler sınırına dayanır. İktiham sonucu işlenen suçlar ceza hukukunda Cürüm sayılır. Suç eylemini gerçekleştiren kişi ise hukuken Fail sıfatıyla yargılanır.

    Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

    1. İktiham ne demektir?

    Hukuki boyutuyla bir yere zorla, rıza olmaksızın veya engelleri kırarak girmek anlamındadır.

    2. Kolluk kuvvetlerinin konuta iktiham etmesi ne zaman hukukidir?

    Ancak hakim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde yetkili merciin yazılı emri (arama kararı) bulunması durumunda hukuka uygundur.

  • İhtiyati Haciz Nedir? Neye Denir?

    İhtiyati haciz, icra ve iflas hukukunda, para alacaklarının zamanında tahsil edilmesini güvence altına almak amacıyla, borçlunun mallarını kaçırmasını engellemek üzere mahkeme kararıyla konulan geçici hukuki koruma tedbiridir.

    İhtiyati Haczin Hukuki ve Fıkhi Yapısı

    Adalet Bakanlığı Hukuk Sözlüğü’nde “para alacaklarında, alacağın tahsilini güvenceye almak için borçlunun mallarına mahkeme kararıyla geçici olarak el konulması” şeklinde tanımlanır. İslâm borçlar hukukunda alacaklının hakkını emniyete almak üzere borçlunun malları üzerine konulan hacir tedbirleri bu yapının tarihsel kökenidir.

    TDV İslâm Ansiklopedisi borç ve rehin maddelerinde belirtildiği üzere; borçlunun mal kaçırma şüphesi veya kaçma hazırlığı içerisinde olması durumunda, alacaklının zararını önleyici geçici koruma tedbirlerinin alınması hakkaniyet gereğidir.

    200 Sayılı İİK m. 257 Uyarınca İhtiyati Haciz Şartları

    İcra ve İflas Kanunu’nun 257. maddesi uyarınca ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için;

    • Alacağın rehinle sağlanmamış olması,
    • Alacağın muaccel (vadesi gelmiş) olması gerekir.

    Borçlunun belirli bir yerleşim yerinin bulunmaması veya mal kaçırma hazırlığında olması hallerinde, vadesi gelmemiş (müeccel) borçlar için de ihtiyati haciz istenebilir. Alacaklı, haksız ihtiyati haciz durumunda borçlunun uğrayacağı zararları karşılamak üzere mahkemeye teminat göstermekle mükelleftir.

    Edebi Eserlerde İhtiyati Haciz Kavramı

    Alacaklıların ani yasal hamleleri ve tüccarların mallarına geçici el konulması edebiyatımızda şöyle aktarılmıştır:

    “Mahkemenin verdiği **ihtiyati haciz** kararıyla depodaki malların üzerine kırmızı mühürler vurulduğunda, fabrikatör tüccarın ticari itibarı tek bir günde yerle bir olmuştu.”
    Ahmet Hamdi Tanpınar, Huzur

    İlişkili Kavramlar ve İç Bağlantılar

    İhtiyati haciz isteminin temeli borcun Muaccel olmasıdır. Bireysel takibin yürütüldüğü sistem Cüzî İcra mecrada ilerler. İşlemlerde devletçe alınan resmi paylar Harç tarifesine tabidir.

    Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

    1. İhtiyati haciz ile icra haczi arasındaki fark nedir?

    İhtiyati haciz dava veya icra takibinden önce veya sırasında alınan geçici bir tedbirdir; icra haczi ise kesinleşmiş takip sonrasında malların satışı amacıyla yapılan icra işlemidir.

    2. İhtiyati haciz kararına borçlu itiraz edebilir mi?

    Evet, borçlu kararın kendisine tebliğinden itibaren 7 gün içinde mahkemenin yetkisine, alacağın muacceliyetine veya teminata itiraz edebilir.

  • Esbab-ı Hüküm Nedir? Neye Denir?

    Esbab-ı hüküm, usul hukukunda ve yargılama teorisinde, mahkeme kararının (hükmünün) dayandığı maddi vakıaları, delillerin değerlendirilmesini ve hakimin uyguladığı kanun maddelerini içeren “hükmün gerekçesi” anlamındaki klasik hukuk terimidir.

    Esbab-ı Hüküm Kavramının Fıkhi ve Usulî Temelleri

    Adalet Bakanlığı Hukuk Sözlüğü’nde “hükmün sebepleri, kararın gerekçesi” olarak tanımlanan esbab-ı hüküm, adil yargılanma hakkının ve kararların denetlenmesinin temel şartıdır. İslâm yargılama hukukunda kadının kararlarını illete (gerekçeye) bağlaması mecburi tutulmuştur.

    TDV İslâm Ansiklopedisi kadı ve ilam maddelerinde açıklandığı üzere; kararın mantıksal ve hukuki sebeplerine (esbabına) yer verilmesi, kararın keyfilikten uzak olduğunu gösterir ve üst adli makamların incelemesine imkan tanır.

    HMK m. 297 Açısından Esbab-ı Hüküm

    6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297. maddesi uyarınca mahkeme kararında; tarafların iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması ve reddedilme sebepleri ile sabit görülen vakıalardan çıkarılan hukuki sonuç (esbab-ı hüküm) açıkça gösterilmelidir. Anayasa’nın 141. maddesi gereğince de bütün mahkemelerin kararları gerekçeli yazılmak zorundadır.

    Edebi Eserlerde Esbab-ı Hüküm Kavramı

    Yargıcın kararı okurken sıraladığı yasal gerekçeler ve insan kaderine etkisi edebiyatımızda şöyle yansıtılmıştır:

    “Karar metninin başında yer alan **esbab-ı hüküm** fıkrası okundukça, mahkemenin hangi yasal dayanaklarla bu sonuca vardığı salondaki herkes için şüpheye yer bırakmayacak biçimde netleşiyordu.”
    Halid Ziya Uşaklıgil, Mai ve Siyah

    İlişkili Kavramlar ve İç Bağlantılar

    Esbab-ı hükmü oluşturan yasal zorunluluklar geleneksel hukuk dilinde Esbab-ı Mucibe olarak da ifade edilir. Hakimin vardığı nihai sonuç Hüküm fıkrası ile ilan edilir. Gerekçesi yetersiz kararlara karşı üst mahkemede Temyiz yoluna başvurulur.

    Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

    1. Esbab-ı hüküm bulunmayan mahkeme kararı geçerli midir?

    Hayır, gerekçesiz (esbab-ı hükümsüz) verilen mahkeme kararları Anayasa’ya ve usul kanunlarına mutlak aykırılık oluşturur ve üst mahkemelerce bozulur.

    2. Esbab-ı hüküm bölümünde nelere yer verilir?

    Delillerin niceliği, hangi delile neden üstünlük tanındığı ve uygulanan kanun maddelerinin somut olaya nasıl bağlandığı anlatılır.

  • Cüzî İcra Nedir? Neye Denir?

    Cüzî icra (ferdi icra), icra ve iflas hukukunda, tek bir alacaklının, borçlunun belirli ve yeterli miktardaki malvarlığı unsuruna el koydurarak alacağını tahsil etmesini sağlayan, takibin borçlunun tüm malvarlığını капsalamadığı bireysel takip usulüdür.

    Cüzî İcranın Kuramsal ve Fıkhi Yapısı

    Adalet Bakanlığı Hukuk Sözlüğü’nde “alacaklının tek başına borçlunun belirli malları üzerine haciz koydurarak yürüttüğü icra takibi” biçiminde açıklanır. İslâm borç hukukunda (fıkıh) borçlunun hacredilmesi (hacir) durumunda tekil alacakların tahsili cüzî tasfiye kurallarına tabidir.

    TDV İslâm Ansiklopedisi hacir ve borç maddelerinde belirtildiği üzere; borçlunun tüm malvarlığının iflas yoluyla tasfiye edilmediği, tek bir alacağın tahsiline odaklanılan süreçler cüzî icra mekanizmasıyla karşılanır.

    200 Sayılı İcra ve İflas Kanunu Sistematiğinde Cüzî İcra

    İcra ve İflas Kanunu uyarınca cüzî icra, genel haciz yoluyla takip veya rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip şeklinde yürütülür. Bütün alacaklıların katıldığı külli icranın (iflasın) aksine, cüzî icrada “önce gelen alacaklı önceliklidir” (sıra cetveli ve hacze iştirak şartları saklı kalmak kaydıyla) ilkesi işletilir.

    Edebi Eserlerde Cüzî İcra

    Alacaklıların tekil takiplerle borçlunun kapısına dayanması ve haciz memurlarının işlemleri edebiyatımızda şöyle işlenmiştir:

    “Ticarethanenin sadece dükkandaki mallarını hedef alan o **cüzî icra** takibi, tüccarın tüm malvarlığını henüz yutmamış olsa da yaklaşan iflasın ilk habercisiydi.”
    Reşat Nuri Güntekin, Çalıkuşu

    İlişkili Kavramlar ve İç Bağlantılar

    Borçlunun tüm malvarlığının bütün alacaklılar lehine tasfiye edildiği toplu icra türü Küllî İcra olarak adlandırılır. Alacağın güvenceye alınması amacıyla mahkemece verilen geçici el koyma kararı İhtiyati Haciz müessesesidir. Borcun ödenme zamanının gelmesi ise borcun Muaccel olması ile gerçekleşir.

    Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

    1. Cüzî icra ile küllî icra arasındaki temel fark nedir?

    Cüzî icrada tek bir alacaklı borçlunun belirli mallarını haczettirir; küllî icrada (iflas) ise borçlunun tüm malları bütün alacaklılar adına topluca tasfiye edilir.

    2. Cüzî icrayı kimler başlatabilir?

    Muaccel bir alacağı bulunan her bir alacaklı, borçlu aleyhine tek başına cüzî icra takibi başlatabilir.

  • Aza Nedir? Neye Denir?

    Aza, idare hukukunda, usul hukukunda ve kurumsal yapılarda, bir kurulun, mahkeme heyetinin, dernek veya şirket yönetim organının kararlara katılma ve oy kullanma yetkisine sahip her bir üyesini ifade eden köklü bir terimdir.

    Aza Kavramının Doktrinel ve Fıkhi Altyapısı

    Adalet Bakanlığı Hukuk Sözlüğü’nde “üye, bir kurulda yer alan kimse” biçiminde tanımlanan aza, toplu karar alma mekanizmalarının irade taşıyıcı birimidir. İslâm idare ve yargılama tarihinde ehl-i şûrâ veya kadı heyetlerinde yer alan danışman niteliğindeki müftü ve fakihler, heyetin aza yapısını oluşturmaktaydı.

    TDV İslâm Ansiklopedisi şûrâ ve adliye maddelerinde vurgulandığı üzere; tek hakimli kararların yerine toplu yargı organlarının kurulması, adli hataları engellemek adına aza üyelerinin ortak aklına başvurulmasını zorunlu kılmıştır.

    Pozitif Hukukta Mahkeme Azalığı ve Sorumluluk

    5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş Kanunu uyarınca; Ağır Ceza Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemesi daireleri bir başkan ve yeteri kadar üye (aza) hakimin katılımıyla toplanır. Aza hakim, yargılamanın her safhasına katılır, oylamada oyunu kullanır ve karara muhalif kaldığı takdirde gerekçeli muhalefet şerhi yazma hakkına sahiptir.

    Edebi Eserlerde Aza Kavramı

    Adliye heyetindeki hakimlerin ciddi duruşu ve kurumsal müzakereler edebiyatımızda şöyle aktarılmıştır:

    “Mahkeme heyetinin kıdemli **aza** hakimi, önündeki dosyalardan başını kaldırıp sanığa baktığında, verilecek hükmün kurumsal ağırlığı salondaki herkesi susturmuştu.”
    Peyami Safa, Dokuzuncu Hariciye Koğuşu

    İlişkili Kavramlar ve İç Bağlantılar

    Heyette yer alan azaların yargılama adımlarını belirlediği karar metni Tensip zaptı olarak tanzim olunur. Davanın çözülmesinde izlenecek adli prosedürler Usul kuralları çerçevesinde yürütülür. Mahkemenin oy çokluğu ile vardığı kararlar ise Ekseriyet esasına dayanır.

    Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

    1. Üye hakim ile aza hakim aynı şey midir?

    Evet, eski hukuk dilinde “aza”, günümüz pozitif hukukunda ise “üye hakim” terimi kullanılmaktadır.

    2. Aza hakimin karara muhalif kalması kararı geçersiz kılar mı?

    Hayır, heyet halinde verilen kararlarda çoğunluğun oyu esastır. Aza hakimin muhalefet şerhi yazması kararı geçersiz kılmaz, ancak temyiz incelemesinde üst mahkemeye yol gösterir.

  • Mülga Nedir? Neye Denir?

    Mülga, mevzuat hukukunda ve anayasa hukukunda, “yeni bir kanun, tüzük, yönetmelik veya yasal madde ile yürürlükten kaldırılmış, hukuki geçerliliği ve bağlayıcılığı sona erdirilmiş olan kanun hükmü veya düzenleme” anlamına gelir. Kelime kökeni itibariyle ilga edilmiş olanı tanımlar.

    Mülga Kavramının Metodolojik ve Fıkhi Altyapısı

    Adalet Bakanlığı Hukuk Sözlüğü’nde “kaldırılmış, iptal edilmiş, yürürlükten kaldırılmış kanun veya kural” olarak tanımlanır. İslâm hukuk metodolojisinde (fıkıh usulü) bu durum nesh müessesesiyle açıklanır; önceki hükmün (mensuh) sonraki hükümle (nasih) kaldırılması esasını ifade eder.

    TDV İslâm Ansiklopedisi nesh ve ilga analizlerine göre; zamanın değişmesi ve ihtiyaçların yenilenmesi karşısında yasal kuralların ilga edilmesi (mülga kılınması), hukukun dinamik yapısının doğal bir sonucudur.

    Pozitif Hukukta Mülga Hükümlerin Durumu

    Bir kanunun mülga olması, açık ilga (yeni kanunda eski kanunun kaldırıldığının açıkça yazılması) veya zımni ilga (yeni kanunun eski kanunla tamamen çelişen yeni düzenleme getirmesi) şeklinde gerçekleşir. Mülga olan kanunlar kural olarak yürürlükten kalktıktan sonraki olaylara uygulanmaz; ancak ceza hukukunda “failin lehine olan mülga kanun hükmünün uygulanması” ilkesi (kazanılmış haklar ve lehe kanun) istisnasını oluşturur.

    Edebi Eserlerde Mülga Kavramı

    Eski kanunların, değişen rejimlerin ve unutulan yasal kuralların edebi metinlerdeki görünümü şu şekildedir:

    “Tozlu adliye kütüphanesinde bulduğu o **mülga** kanun maddeleri, bir zamanlar hayatları altüst eden kuralların artık tarihin sessiz birer hatırası olduğunu gösteriyordu.”
    Ahmet Hamdi Tanpınar, Huzur

    İlişkili Kavramlar ve İç Bağlantılar

    Mülga olan yasa maddeleriyle ilgili tebligatların yapılması ve durumun ilgililere Tebellüğ ettirilmesi hukuki kargaşayı önler. Mülga kanun döneminde verilen kararların incelenmesi üst yargı organı Temyiz mercii tarafından lehe kanun esasına göre yapılır.

    Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

    1. Mülga kanun ne demektir?

    Yeni bir yasal düzenleme ile yürürlükten kaldırılan ve artık uygulanma imkanı kalmayan eski kanundur.

    2. Mülga maddeler davalarda uygulanır mı?

    Hukuk davalarında kural olarak olayın meydana geldiği tarihteki yürürlükte olan kanun uygulanır; ceza davalarında ise mülga kanun sanığın lehine ise uygulanmaya devam edilir.