Davetiye, usul hukukunda ve tebligat hukukunda, mahkemenin veya icra dairesinin, tarafları, tanıkları ya da ilgilileri belirli bir gün ve saatte duruşmada hazır bulunmaya çağıran, aksi halde doğacak yasal sonuçları ihtar eden resmi tebliğ evrakıdır. Hak arama hürriyetinin usuli ilk adımıdır.
Kavramsal ve Metodolojik Boyut
Bir davanın usulüne uygun görülebilmesi için “taraf teşkili” şarttır. Taraf teşkili ise ancak dava dilekçesinin ve duruşma gününü gösteren davetiyenin taraflara yasal yollarla tebliğ edilmesiyle (Tebligat Kanunu uyarınca) mümkündür. Davetiye eline ulaşmayan bir kimsenin yokluğunda yargılama yapılması, savunma hakkının ve adil yargılanman hakkının ağır ihlali sayılır ve kararın mutlak bozma sebebidir. Davetiyede, çağrılan kişinin sıfatı (davacı, davalı, tanık) ve gelmemesi halinde zorla getirtileceği veya gıyabında karar verileceği açıkça yazılır.
Edebi Eserlerde Kavramın Kullanımı ve Analizi
Düğün davetiyelerinin neşeli yüzünün aksine, adli davetiyelerin insan ruhunda yarattığı sarsıntı ve belirsizlik edebiyatımızda çarpıcı bir dille ele alınmıştır:
“Postacının bıraktığı o sarı zarflı mahkeme **, hayatının geri kalanını bir muammaya çevirecek o uzun yargılama sürecinin resmî başlangıcıydı.”
— Halid Ziya Uşaklıgil, Mai ve Siyah
İlişkili Kavramlar ve Bağlantılar
Davetiye tebliğinden sonra, davalının mahkemeye sunacağı ilk itirazlar ve hak savunmaları, hukuk dilinde Def’i olarak adlandırılır. Yargılama esnasında mahkemenin veya doktrinin kabul ettiği yerleşik görüşler, hukuki Doktrin kabulleri çerçevesinde değerlendirilir. Kararların oy birliğiyle alınamadığı heyetlerde, çoğunluğun sağlandığı irade üstünlüğü usul hukukunda Ekseriyet esasına göre belirlenir.
