Def’i, borçlar hukuku ve usul hukukunda, davalının (veya borçlunun) hakkın varlığını veya borcu kabul etmekle birlikte, özel bir sebebe dayanarak bu borcu yerine getirmekten (ifa etmekten) kaçınmasını sağlayan yasal savunma hakkıdır. Karşıtı, hakkın doğmadığını iddia eden “itiraz” kurumu olup, def’i hakkı ancak sahibi tarafından ileri sürüldüğünde hakimce dikkate alınır.
Kavramsal ve Metodolojik Boyut
Def’i hakkının en tipik örneği “zamanaşımı def’i”dir. Borçlu, borcun varlığını reddetmez ancak kanuni süresi içinde istenmediği için ödemekten kaçınma hakkını kullanır. Bir diğer örnek ise karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerdeki “ödemezlik def’i”dir (sen edimini ifa etmedikçe ben de etmem). Hakim, borçlunun def’i hakkı olduğunu bilse bile, borçlu bunu duruşmada açıkça dermeyan etmedikçe kendiliğinden gözetemez. Bu yönüyle def’i, hakkın özünü yok etmeyen ancak onun kullanılmasını süresiz veya geçici olarak felç eden güçlü bir usuli kalkandır.
Edebi Eserlerde Kavramın Kullanımı ve Analizi
Yasal boşlukların, hak arama mücadelesindeki usuli hamlelerin ve insanın kendini savunma arzusunun edebi metinlerdeki yansımaları, mahkeme sahnelerinin analiziyle aktarılmıştır:
“Avukatın ileri sürdüğü o ustalıkla hazırlanmış zamanaşımı **, davanın esasına girmeye bile gerek kalmadan müvekkilini mutlak bir yükümlülükten kurtarmıştı.”
— Peyami Safa, Dokuzuncu Hariciye Koğuşu
İlişkili Kavramlar ve Bağlantılar
Maddi gerçekliğin veya suç unsurlarının varlığını ortaya koyan, iddiaların doğruluğuna işaret eden olgular, hukukta Delalet Etmek bağıyla çözülür. Yargılama esnasında tarafların hak arama hürriyeti kapsamında mahkemeye sundukları her türlü yazılı evrak, resmî Doküman niteliği taşır. Mahkemelerin veya yasama organlarının kararlarını dayandırdıkları yasal gerekçeler, gerekçeli karar metinlerinde Esbab-ı Mucibe (gerekçe) başlığı altında kaleme alınır.