KimdirNedir.Com

Türkiye'nin Hukuk Rehberi

Blog

  • İktiham Nedir? Neye Denir?

    İktiham, kelime anlamı olarak “zorla girme, tehlikeye atılma, engelleri hiçe sayarak hücum etme” demektir. Ceza hukukunda, kolluk mevzuatında ve borçlar hukukunda zorla girme, konut dokunulmazlığını ihlal etme veya fiziki zorlama içeren fiilleri nitelendiren klasik bir terimdir.

    İktiham Kavramının Fıkhi ve Ceza Hukukundaki Yeri

    Adalet Bakanlığı Hukuk Sözlüğü’nde “güçlükleri göze alarak girme, zorla sızma” olarak tanımlanır. İslâm ceza hukukunda meskene izinsiz ve zorla girmek (iktiham-ı mekân), özel hayatın gizliliğini ve mülkiyet dokunulmazlığını ihlal eden ağır bir haksız fiil sayılmıştır.

    TDV İslâm Ansiklopedisi ‘suyûr’ ve konut dokunulmazlığı maddelerinde ifade edildiği üzere; kişinin rızası olmaksızın mülküne iktiham edilmesi, meşru müdafaa haklarını doğuran haksız bir saldırı kabul edilir.

    Türk Ceza Kanunu Sistematiğinde İktiham Fiili

    5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (TCK m. 116) düzenlenen “Konut Dokunulmazlığının İhlali” suçunda iktiham; cebir, tehdit veya hile kullanılarak başkasının konutuna veya eklentilerine girilmesi şeklinde somutlaşır. Kolluk kuvvetlerinin arama ve el koyma kararlarını infaz ederken usulüne uygun hareket etmesi, hukuka aykırı iktihamları engeller.

    Edebi Eserlerde İktiham Kavramı

    Zorla basılan evler, engelleri aşan cesur çıkışlar ve cebrî müdahaleler edebiyatımızda şöyle aktarılmıştır:

    “Gece yarısı kapıyı kırarak içeri giren adamların bu vahşi **iktiham** eylemi, mahallede günlerce sürecek bir korku ve adli soruşturma dalgası başlattı.”
    — Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Yaban

    İlişkili Kavramlar ve İç Bağlantılar

    Zorlama ve fiziki baskı içeren eylemler hukukta Zecrî tedbirler sınırına dayanır. İktiham sonucu işlenen suçlar ceza hukukunda Cürüm sayılır. Suç eylemini gerçekleştiren kişi ise hukuken Fail sıfatıyla yargılanır.

    Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

    1. İktiham ne demektir?

    Hukuki boyutuyla bir yere zorla, rıza olmaksızın veya engelleri kırarak girmek anlamındadır.

    2. Kolluk kuvvetlerinin konuta iktiham etmesi ne zaman hukukidir?

    Ancak hakim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde yetkili merciin yazılı emri (arama kararı) bulunması durumunda hukuka uygundur.

  • İhtiyati Haciz Nedir? Neye Denir?

    İhtiyati haciz, icra ve iflas hukukunda, para alacaklarının zamanında tahsil edilmesini güvence altına almak amacıyla, borçlunun mallarını kaçırmasını engellemek üzere mahkeme kararıyla konulan geçici hukuki koruma tedbiridir.

    İhtiyati Haczin Hukuki ve Fıkhi Yapısı

    Adalet Bakanlığı Hukuk Sözlüğü’nde “para alacaklarında, alacağın tahsilini güvenceye almak için borçlunun mallarına mahkeme kararıyla geçici olarak el konulması” şeklinde tanımlanır. İslâm borçlar hukukunda alacaklının hakkını emniyete almak üzere borçlunun malları üzerine konulan hacir tedbirleri bu yapının tarihsel kökenidir.

    TDV İslâm Ansiklopedisi borç ve rehin maddelerinde belirtildiği üzere; borçlunun mal kaçırma şüphesi veya kaçma hazırlığı içerisinde olması durumunda, alacaklının zararını önleyici geçici koruma tedbirlerinin alınması hakkaniyet gereğidir.

    200 Sayılı İİK m. 257 Uyarınca İhtiyati Haciz Şartları

    İcra ve İflas Kanunu’nun 257. maddesi uyarınca ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için;

    • Alacağın rehinle sağlanmamış olması,
    • Alacağın muaccel (vadesi gelmiş) olması gerekir.

    Borçlunun belirli bir yerleşim yerinin bulunmaması veya mal kaçırma hazırlığında olması hallerinde, vadesi gelmemiş (müeccel) borçlar için de ihtiyati haciz istenebilir. Alacaklı, haksız ihtiyati haciz durumunda borçlunun uğrayacağı zararları karşılamak üzere mahkemeye teminat göstermekle mükelleftir.

    Edebi Eserlerde İhtiyati Haciz Kavramı

    Alacaklıların ani yasal hamleleri ve tüccarların mallarına geçici el konulması edebiyatımızda şöyle aktarılmıştır:

    “Mahkemenin verdiği **ihtiyati haciz** kararıyla depodaki malların üzerine kırmızı mühürler vurulduğunda, fabrikatör tüccarın ticari itibarı tek bir günde yerle bir olmuştu.”
    — Ahmet Hamdi Tanpınar, Huzur

    İlişkili Kavramlar ve İç Bağlantılar

    İhtiyati haciz isteminin temeli borcun Muaccel olmasıdır. Bireysel takibin yürütüldüğü sistem Cüzî İcra mecrada ilerler. İşlemlerde devletçe alınan resmi paylar Harç tarifesine tabidir.

    Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

    1. İhtiyati haciz ile icra haczi arasındaki fark nedir?

    İhtiyati haciz dava veya icra takibinden önce veya sırasında alınan geçici bir tedbirdir; icra haczi ise kesinleşmiş takip sonrasında malların satışı amacıyla yapılan icra işlemidir.

    2. İhtiyati haciz kararına borçlu itiraz edebilir mi?

    Evet, borçlu kararın kendisine tebliğinden itibaren 7 gün içinde mahkemenin yetkisine, alacağın muacceliyetine veya teminata itiraz edebilir.

  • Esbab-ı Hüküm Nedir? Neye Denir?

    Esbab-ı hüküm, usul hukukunda ve yargılama teorisinde, mahkeme kararının (hükmünün) dayandığı maddi vakıaları, delillerin değerlendirilmesini ve hakimin uyguladığı kanun maddelerini içeren “hükmün gerekçesi” anlamındaki klasik hukuk terimidir.

    Esbab-ı Hüküm Kavramının Fıkhi ve Usulî Temelleri

    Adalet Bakanlığı Hukuk Sözlüğü’nde “hükmün sebepleri, kararın gerekçesi” olarak tanımlanan esbab-ı hüküm, adil yargılanma hakkının ve kararların denetlenmesinin temel şartıdır. İslâm yargılama hukukunda kadının kararlarını illete (gerekçeye) bağlaması mecburi tutulmuştur.

    TDV İslâm Ansiklopedisi kadı ve ilam maddelerinde açıklandığı üzere; kararın mantıksal ve hukuki sebeplerine (esbabına) yer verilmesi, kararın keyfilikten uzak olduğunu gösterir ve üst adli makamların incelemesine imkan tanır.

    HMK m. 297 Açısından Esbab-ı Hüküm

    6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297. maddesi uyarınca mahkeme kararında; tarafların iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması ve reddedilme sebepleri ile sabit görülen vakıalardan çıkarılan hukuki sonuç (esbab-ı hüküm) açıkça gösterilmelidir. Anayasa’nın 141. maddesi gereğince de bütün mahkemelerin kararları gerekçeli yazılmak zorundadır.

    Edebi Eserlerde Esbab-ı Hüküm Kavramı

    Yargıcın kararı okurken sıraladığı yasal gerekçeler ve insan kaderine etkisi edebiyatımızda şöyle yansıtılmıştır:

    “Karar metninin başında yer alan **esbab-ı hüküm** fıkrası okundukça, mahkemenin hangi yasal dayanaklarla bu sonuca vardığı salondaki herkes için şüpheye yer bırakmayacak biçimde netleşiyordu.”
    — Halid Ziya Uşaklıgil, Mai ve Siyah

    İlişkili Kavramlar ve İç Bağlantılar

    Esbab-ı hükmü oluşturan yasal zorunluluklar geleneksel hukuk dilinde Esbab-ı Mucibe olarak da ifade edilir. Hakimin vardığı nihai sonuç Hüküm fıkrası ile ilan edilir. Gerekçesi yetersiz kararlara karşı üst mahkemede Temyiz yoluna başvurulur.

    Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

    1. Esbab-ı hüküm bulunmayan mahkeme kararı geçerli midir?

    Hayır, gerekçesiz (esbab-ı hükümsüz) verilen mahkeme kararları Anayasa’ya ve usul kanunlarına mutlak aykırılık oluşturur ve üst mahkemelerce bozulur.

    2. Esbab-ı hüküm bölümünde nelere yer verilir?

    Delillerin niceliği, hangi delile neden üstünlük tanındığı ve uygulanan kanun maddelerinin somut olaya nasıl bağlandığı anlatılır.

  • Cüzî İcra Nedir? Neye Denir?

    Cüzî icra (ferdi icra), icra ve iflas hukukunda, tek bir alacaklının, borçlunun belirli ve yeterli miktardaki malvarlığı unsuruna el koydurarak alacağını tahsil etmesini sağlayan, takibin borçlunun tüm malvarlığını капsalamadığı bireysel takip usulüdür.

    Cüzî İcranın Kuramsal ve Fıkhi Yapısı

    Adalet Bakanlığı Hukuk Sözlüğü’nde “alacaklının tek başına borçlunun belirli malları üzerine haciz koydurarak yürüttüğü icra takibi” biçiminde açıklanır. İslâm borç hukukunda (fıkıh) borçlunun hacredilmesi (hacir) durumunda tekil alacakların tahsili cüzî tasfiye kurallarına tabidir.

    TDV İslâm Ansiklopedisi hacir ve borç maddelerinde belirtildiği üzere; borçlunun tüm malvarlığının iflas yoluyla tasfiye edilmediği, tek bir alacağın tahsiline odaklanılan süreçler cüzî icra mekanizmasıyla karşılanır.

    200 Sayılı İcra ve İflas Kanunu Sistematiğinde Cüzî İcra

    İcra ve İflas Kanunu uyarınca cüzî icra, genel haciz yoluyla takip veya rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip şeklinde yürütülür. Bütün alacaklıların katıldığı külli icranın (iflasın) aksine, cüzî icrada “önce gelen alacaklı önceliklidir” (sıra cetveli ve hacze iştirak şartları saklı kalmak kaydıyla) ilkesi işletilir.

    Edebi Eserlerde Cüzî İcra

    Alacaklıların tekil takiplerle borçlunun kapısına dayanması ve haciz memurlarının işlemleri edebiyatımızda şöyle işlenmiştir:

    “Ticarethanenin sadece dükkandaki mallarını hedef alan o **cüzî icra** takibi, tüccarın tüm malvarlığını henüz yutmamış olsa da yaklaşan iflasın ilk habercisiydi.”
    — Reşat Nuri Güntekin, Çalıkuşu

    İlişkili Kavramlar ve İç Bağlantılar

    Borçlunun tüm malvarlığının bütün alacaklılar lehine tasfiye edildiği toplu icra türü Küllî İcra olarak adlandırılır. Alacağın güvenceye alınması amacıyla mahkemece verilen geçici el koyma kararı İhtiyati Haciz müessesesidir. Borcun ödenme zamanının gelmesi ise borcun Muaccel olması ile gerçekleşir.

    Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

    1. Cüzî icra ile küllî icra arasındaki temel fark nedir?

    Cüzî icrada tek bir alacaklı borçlunun belirli mallarını haczettirir; küllî icrada (iflas) ise borçlunun tüm malları bütün alacaklılar adına topluca tasfiye edilir.

    2. Cüzî icrayı kimler başlatabilir?

    Muaccel bir alacağı bulunan her bir alacaklı, borçlu aleyhine tek başına cüzî icra takibi başlatabilir.

  • Aza Nedir? Neye Denir?

    Aza, idare hukukunda, usul hukukunda ve kurumsal yapılarda, bir kurulun, mahkeme heyetinin, dernek veya şirket yönetim organının kararlara katılma ve oy kullanma yetkisine sahip her bir üyesini ifade eden köklü bir terimdir.

    Aza Kavramının Doktrinel ve Fıkhi Altyapısı

    Adalet Bakanlığı Hukuk Sözlüğü’nde “üye, bir kurulda yer alan kimse” biçiminde tanımlanan aza, toplu karar alma mekanizmalarının irade taşıyıcı birimidir. İslâm idare ve yargılama tarihinde ehl-i şûrâ veya kadı heyetlerinde yer alan danışman niteliğindeki müftü ve fakihler, heyetin aza yapısını oluşturmaktaydı.

    TDV İslâm Ansiklopedisi şûrâ ve adliye maddelerinde vurgulandığı üzere; tek hakimli kararların yerine toplu yargı organlarının kurulması, adli hataları engellemek adına aza üyelerinin ortak aklına başvurulmasını zorunlu kılmıştır.

    Pozitif Hukukta Mahkeme Azalığı ve Sorumluluk

    5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş Kanunu uyarınca; Ağır Ceza Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemesi daireleri bir başkan ve yeteri kadar üye (aza) hakimin katılımıyla toplanır. Aza hakim, yargılamanın her safhasına katılır, oylamada oyunu kullanır ve karara muhalif kaldığı takdirde gerekçeli muhalefet şerhi yazma hakkına sahiptir.

    Edebi Eserlerde Aza Kavramı

    Adliye heyetindeki hakimlerin ciddi duruşu ve kurumsal müzakereler edebiyatımızda şöyle aktarılmıştır:

    “Mahkeme heyetinin kıdemli **aza** hakimi, önündeki dosyalardan başını kaldırıp sanığa baktığında, verilecek hükmün kurumsal ağırlığı salondaki herkesi susturmuştu.”
    — Peyami Safa, Dokuzuncu Hariciye Koğuşu

    İlişkili Kavramlar ve İç Bağlantılar

    Heyette yer alan azaların yargılama adımlarını belirlediği karar metni Tensip zaptı olarak tanzim olunur. Davanın çözülmesinde izlenecek adli prosedürler Usul kuralları çerçevesinde yürütülür. Mahkemenin oy çokluğu ile vardığı kararlar ise Ekseriyet esasına dayanır.

    Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

    1. Üye hakim ile aza hakim aynı şey midir?

    Evet, eski hukuk dilinde “aza”, günümüz pozitif hukukunda ise “üye hakim” terimi kullanılmaktadır.

    2. Aza hakimin karara muhalif kalması kararı geçersiz kılar mı?

    Hayır, heyet halinde verilen kararlarda çoğunluğun oyu esastır. Aza hakimin muhalefet şerhi yazması kararı geçersiz kılmaz, ancak temyiz incelemesinde üst mahkemeye yol gösterir.

  • Av İbrahim ÇINAR Kimdir? İletişim Bilgileri

    Gayrimenkul ve Kamulaştırma Hukukunda : Av. İbrahim Çınar

    Türkiye’de mülkiyet hakkı, idarenin kamu yararı gerekçesiyle gerçekleştirdiği tasarruflar ve taşınmaz hukuku alanındaki uyuşmazlıklar, teknik bilgi ve akademik hassasiyet gerektiren karmaşık hukuki süreçleri barındırmaktadır. Bu alanda sunduğu stratejik çözümler ve uzmanlaşmış hukuk pratiğiyle öne çıkan Av. İbrahim Çınar, özellikle taşınmaz hukuku ve kamulaştırma davalarında danışmanlık ve vekillik hizmeti sunan tanınmış bir hukukçudur.

    Uzmanlık Alanları ve Hukuki Pratik

    Av. İbrahim Çınar’ın mesleki odak noktası, mülkiyet hakkının korunması ve idari işlemler karşısında taşınmaz sahiplerinin hak kayıplarının önlenmesidir. Faaliyet gösterdiği temel hukuki alanlar şunlardır:

    • Kamulaştırma ve Bedel Tespiti Davaları: İdarenin kamulaştırma kararlarına karşı gerçek bedelin tespiti ve tescil süreçlerinin takibi.
    • Kamulaştırmasız El Atma: Taşınmaza idarece fiilen veya imar planları kanalıyla hukuken el konulması durumunda tazminat ve tapu iptal-tescil davalarının yürütülmesi.
    • Acele Kamulaştırma ve İrtifak Hakları: Acele kamulaştırma kararlarının hukuki denetimi, kamulaştırma şerhi ve irtifak haklarının terkini işlemleri.
    • Gayrimenkul ve Taşınmaz Uyuşmazlıkları: Ortaklığın giderilmesi (izale-i şuyu), tapu iptali ve tescil, imar uygulamalarından kaynaklanan bedel davaları ve kira hukuku uyuşmazlıkları.

    Çalışma İlkeleri ve Yaklaşımı

    Taşınmaz ve kamulaştırma hukukunun doğası gereği hem teknik katsayılar hem de idare hukuku prensipleri bir arada değerlendirilmektedir. Av. İbrahim Çınar, müvekkil ilişkilerinde ve dosya takibinde şu temel ilkeleri benimsemektedir:

    Şeffaf İletişim ve Stratejik Yaklaşım: Dava süreçlerinin her aşamasında doğru bilgilendirme, titiz dosya analizi ve uyuşmazlığın niteliğine uygun stratejik harita belirlenmesi.

    İstanbul merkezli olan çalışmaları çerçevesinde Türkiye genelinde gayrimenkul ve kamulaştırma davalarında hukuki destek sağlayan Av. İbrahim Çınar, yargı süreçlerindeki teknik ayrıntıları ve emsal kararları yakından takip ederek adil bedel tespiti ve mülkiyet haklarının korunması doğrultusunda faaliyetlerini sürdürmektedir.

    İletişim Bilgileri

    Av. İbrahim Çınar ile hukuki danışmanlık ve temsil süreçleri için aşağıdaki bilgiler üzerinden iletişime geçilebilir:

    • Telefon / WhatsApp: +90 553 594 94 93
    • E-posta: av.ibrahimcinar@gmail.com
    • Ofis Adresi: Dumlupınar Mah. Nuhoğlu Yenitepe Kadıköy Sitesi, 1. Etap, A Blok, Kadıköy / İstanbul
    • İnternet Siteleri: kamulastirma.net | kamulastirma.hukukofisi.net
  • İstinaf Nedir? Neye Denir?

    İstinaf, yargılama hukukunda, ilk derece mahkemelerinin (asliye, sulh, ağır ceza vb.) henüz kesinleşmemiş kararlarına karşı, Bölge Adliye Mahkemeleri veya Bölge İdare Mahkemeleri nezdinde başvurulan, kararın hem maddi olay hem de hukukilik yönünden yeniden incelenmesini sağlayan ikinci derece kanun yoludur.

    İstinaf Kavramının Fıkhi ve Hukuki Kökenleri

    Adalet Bakanlığı Hukuk Sözlüğü’nde “ilk derece mahkemesi kararlarının hem vakıa hem de hukuk yönünden denetlenmesi için başvurulan yargı yolu” olarak açıklanır. Arapça kökenli bir kelime olan istinaf, kelime anlamıyla “baştan başlama, yeniden ele alma” demektir. İslâm hukuk usulünde bir davanın veya söze baştan başlanması anlamına gelir.

    TDV İslâm Ansiklopedisi adliye tarihi araştırmalarında açıklandığı üzere; Osmanlı adliye teşkilatında Tanzimat sonrası kurulan İstinaf Mahkemeleri, modern iki dereceli yargılama sisteminin ülkemizdeki ilk kurumsal örneklerini oluşturmuştur.

    Modern Usul Hukukunda İstinaf İncelemesi

    6100 sayılı HMK (m. 341) ve 5271 sayılı CMK (m. 272) uyarınca faaliyete geçen Bölge Adliye Mahkemeleri (BAM), istinaf incelemesini yürütür. İstinaf mahkemesi, Yargıtay’dan farklı olarak bir “vakıa mahkemesi”dir; yani olayı yeniden ele alabilir, gerekirse duruşma açarak tanık dinleyebilir ve ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak kendisi yeni bir karar kurabilir.

    Edebi Eserlerde İstinaf Kavramı

    Adli süreçlerin aşamaları ve bir üst mahkemeye taşınan davaların yarattığı hukuki umut edebiyatımızda şöyle ifade edilmiştir:

    “Yerel mahkemenin verdiği o aceleci karara karşı **istinaf** yoluna başvurduklarında, davanın yeniden incelenecek olması hakikat adına içlerine bir nebze su serpmişti.”
    — Halid Ziya Uşaklıgil, Mai ve Siyah

    İlişkili Kavramlar ve İç Bağlantılar

    İstinaf incelemesinden geçen kararlar, yasal parasal sınırların üzerindeyse üst denetim mercii olan Temyiz yoluna taşınabilir. Duruşma takvimini belirleyen Tensip zaptı adımları istinaf denetimine tabidir. Davada mağdur olan Müşteki, istinaf başvurusunda bulunabilecek yasal taraflardandır.

    Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

    1. İstinaf başvurusu kararın icrasını durdurur mu?

    Hukuk davalarında kural olarak istinaf başvurusu icrayı durdurmaz; icranın durdurulması için tehriç icra (icranın geri bırakılması) kararı alınmalıdır. Ceza davalarında ise istinaf başvurusu kararın kesinleşmesini ve infazını engeller.

    2. İstinaf süresi ne kadardır?

    Hukuk mahkemelerinde istinaf süresi gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta; ceza mahkemelerinde ise 7 gündür.

  • İfa Nedir? Neye Denir?

    İfa, borçlar hukukunun temel direği olup, “borçlunun sözleşmeden, kanundan veya haksız fiilden kaynaklanan edim yükümlülüğünü (para ödeme, mal teslim etme, bir işi yapma), yasalara ve dürüstlük kuralına uygun şekilde yerine getirerek borcu tamamen söndürmesi” eylemidir.

    İfa Müessesesinin Fıkhi ve Pozitif Boyutu

    Adalet Bakanlığı Hukuk Sözlüğü’nde “ödemek, ödeme, borçlanılan şeyi yerine getirme” olarak tanımlanan ifa, borç ilişkisini doğal amacına ulaştırarak sona erdiren ana hukuki işlemdir. İslâm hukuku (fıkıh) doktrininde borcun ödenmesi eda veya kaza terimleriyle ifade edilir.

    TDV İslâm Ansiklopedisi eda maddelerinde açıklandığı üzere; borcun zamanında ve eksiksiz ödenmesi dinen ve hukuken mutlak bir zorunluluktur. İfa, alacaklının tatmin edilmesini ve borçlunun sorumluluk bağından kurtulmasını sağlar.

    Türk Borçlar Kanunu Sistematiğinde İfa

    6098 sayılı TBK’nın 83-116. maddeleri arasında düzenlenen ifa; doğru alacaklıya, doğru borçlu tarafından, doğru yerde ve tam zamanında yapılmalıdır. Borçlunun borcu aynen yerine getirmemesi borca aykırılık oluşturur ve alacaklıya cebri icra ile tazminat isteme hakkı tanır.

    Edebi Eserlerde İfa Kavramı

    Verilen taahhütlerin yerine getirilmesi ve namus borcunun ödenmesi edebiyatımızda şöyle aksettirilmiştir:

    “Üzerine aldığı borcu zamanında **ifa** etmiş olmanın verdiği o derin huzurla adliye binasından ayrıldı; kâğıtlar üzerindeki borç bitmiş, vicdanı ferahlamıştı.”
    — Sabahattin Ali, Kürk Mantolu Madonna

    İlişkili Kavramlar ve İç Bağlantılar

    İfanın talep edilebilir hale gelmesi borcun Muaccel olmasıyla mümkündür. Borcu başkası adına ifa eden kişinin ödediği tutarı istemesi Rücu hakkıdır. Alacağın başkasına devredilmesi işlemleri ise Temlik mukavelesi ile gerçekleşir.

    Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

    1. İfa ile ibra arasındaki fark nedir?

    İfa borcun edim yerine getirilerek söndürülmesidir; ibra ise alacaklının alacağından vazgeçerek borçluyu ibra etmesidir (aklamasıdır).

    2. İfa imkânsızlığı nedir?

    Sözleşmenin kurulmasından sonra borçlunun kusuru olmaksızın edimin yerine getirilmesinin imkânsız hale gelmesidir (TBK m. 136).

  • Temyiz Nedir? Neye Denir?

    Temyiz, adli ve idari yargılama hukukunda, ilk derece veya istinaf mahkemelerince verilen kararların hukuka uygunluğunun (kanuna aykırılık bulunup bulunmadığının) yüksek mahkeme (Yargıtay veya Danıştay) tarafından denetlenmesini sağlayan olağan ve en üst kanun yoludur. Aynı zamanda medeni hukukta ayırt etme gücünü tanımlayan “temyiz kudreti” olarak da kullanılır.

    Temyiz Kurumunun Çift Yönlü Doktrinel Altyapısı

    Adalet Bakanlığı Hukuk Sözlüğü’nde temyiz; “mahkemelerce verilen kararların kanuna uygunluğunun yüksek mahkemece incelenmesini isteme yolu” olarak tanımlanır. İslâm hukukunda ise hem akli olgunluğu (iyiyi kötüden ayırma yetisi olan mümeyyiz) hem de kadı kararlarının üst makamlarca (Divan-ı Mezalim) denetlenmesini ifade eder.

    TDV İslâm Ansiklopedisi yargı maddelerinde belirtildiği üzere; haksız hükümleri düzeltmek ve mahkeme kararlarında birliği sağlamak amacıyla üst makama başvurulması, hakkaniyetin muhafazası için zorunlu görülmüştür.

    Güncel Usul Hukukunda Temyiz İncelemesi

    6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK m. 361) ve Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK m. 286) uyarınca temyiz incelemesi, istinaf mahkemelerinin kararlarına karşı yapılır. Temyiz mercii olan Yargıtay, olay incelemesi (maddi vakıa denetimi) yapmaz; sadece kararın hukuka, kanun maddelerine ve usul kurallarına uygun olup olmadığını denetler. Temyiz sonucunda karar ya onama ya da bozma kararı ile neticelenir.

    Edebi Eserlerde Temyiz Kavramı

    Yüksek mahkemeden gelecek umutlu bir karar haberi, adalet arayışının son durağı edebiyatımızda şöyle aktarılmıştır:

    “Ankara’dan, yüksek mahkemenin **temyiz** dairesinden gelecek o tek sayfalık bozma kararı, onun suçsuzluğunu ispatlayacak son adli sığınaktı.”
    — Reşat Nuri Güntekin, Çalıkuşu

    İlişkili Kavramlar ve Bağlantılar

    Temyiz incelemesinden önceki aşama, Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde yürütülen İstinaf kanun yoludur. Ceza davalarında mahkemenin duruşma hazırlığını başlatan Tensip zaptı kararları temyiz incelemesine konu edilir. Dava açarak süreci başlatan Müşteki, temyiz hakkını kullanan ana taraflardandır.

    Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

    1. Temyiz ile istinaf arasındaki temel fark nedir?

    İstinaf mahkemesi hem olayı (maddi vakıayı) hem de hukuku inceler, gerekirse yeniden duruşma yapar. Temyiz mercii (Yargıtay) ise sadece kararın hukuka uygun olup olmadığını denetler.

    2. Temyiz süresi kaç gündür?

    Hukuk davalarında temyiz süresi kararın tebliğinden itibaren kural olarak 2 hafta; ceza davalarında ise 15 gündür.

  • Mülga Nedir? Neye Denir?

    Mülga, mevzuat hukukunda ve anayasa hukukunda, “yeni bir kanun, tüzük, yönetmelik veya yasal madde ile yürürlükten kaldırılmış, hukuki geçerliliği ve bağlayıcılığı sona erdirilmiş olan kanun hükmü veya düzenleme” anlamına gelir. Kelime kökeni itibariyle ilga edilmiş olanı tanımlar.

    Mülga Kavramının Metodolojik ve Fıkhi Altyapısı

    Adalet Bakanlığı Hukuk Sözlüğü’nde “kaldırılmış, iptal edilmiş, yürürlükten kaldırılmış kanun veya kural” olarak tanımlanır. İslâm hukuk metodolojisinde (fıkıh usulü) bu durum nesh müessesesiyle açıklanır; önceki hükmün (mensuh) sonraki hükümle (nasih) kaldırılması esasını ifade eder.

    TDV İslâm Ansiklopedisi nesh ve ilga analizlerine göre; zamanın değişmesi ve ihtiyaçların yenilenmesi karşısında yasal kuralların ilga edilmesi (mülga kılınması), hukukun dinamik yapısının doğal bir sonucudur.

    Pozitif Hukukta Mülga Hükümlerin Durumu

    Bir kanunun mülga olması, açık ilga (yeni kanunda eski kanunun kaldırıldığının açıkça yazılması) veya zımni ilga (yeni kanunun eski kanunla tamamen çelişen yeni düzenleme getirmesi) şeklinde gerçekleşir. Mülga olan kanunlar kural olarak yürürlükten kalktıktan sonraki olaylara uygulanmaz; ancak ceza hukukunda “failin lehine olan mülga kanun hükmünün uygulanması” ilkesi (kazanılmış haklar ve lehe kanun) istisnasını oluşturur.

    Edebi Eserlerde Mülga Kavramı

    Eski kanunların, değişen rejimlerin ve unutulan yasal kuralların edebi metinlerdeki görünümü şu şekildedir:

    “Tozlu adliye kütüphanesinde bulduğu o **mülga** kanun maddeleri, bir zamanlar hayatları altüst eden kuralların artık tarihin sessiz birer hatırası olduğunu gösteriyordu.”
    — Ahmet Hamdi Tanpınar, Huzur

    İlişkili Kavramlar ve İç Bağlantılar

    Mülga olan yasa maddeleriyle ilgili tebligatların yapılması ve durumun ilgililere Tebellüğ ettirilmesi hukuki kargaşayı önler. Mülga kanun döneminde verilen kararların incelenmesi üst yargı organı Temyiz mercii tarafından lehe kanun esasına göre yapılır.

    Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

    1. Mülga kanun ne demektir?

    Yeni bir yasal düzenleme ile yürürlükten kaldırılan ve artık uygulanma imkanı kalmayan eski kanundur.

    2. Mülga maddeler davalarda uygulanır mı?

    Hukuk davalarında kural olarak olayın meydana geldiği tarihteki yürürlükte olan kanun uygulanır; ceza davalarında ise mülga kanun sanığın lehine ise uygulanmaya devam edilir.